Pages

müzik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
müzik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Kasım 2012 Çarşamba

Lady Gagadan Rekor Bağış!


Sandy kasırgasından etkilenenler için 1 milyon dolar bağışlayacak.
Amerikalı şarkıcı Lady Gaga, Sandy kasırgasından etkilenenlere yardım amacıyla Kızılhaç'a 1 milyon dolar bağışlayacağını açıkladı.

New York doğumlu şarkıcı, parayı ebeveynleri ve kız kardeşi adına bağışlayacağını açıkladığı bloğunda, ''Lower Eastside, Harlem, Bronx ve Brooklyn gibi yerler olmasaydı, bugün olduğum kadın ya da sanatçı olamazdım. Ruhumu inşa etmemde yardımcı olanlara teşekkür ederim. Şimdi ben sizin kendinizinkileri yeniden inşa etmenize yardım edeceğim'' dedi.

Lady Gaga ayrıca, New York'un ''insafsız hırsla'' dolu bir yer olduğunu sözlerine ekledi.

5 Kasım 2012 Pazartesi

Ney Ve Ney'in Tarihçesi


Yel degil atestir bu 'ney' in sesi
Kimde o ates yoksa vahh ona...
ASKin atesidir ki NEYe dustu
ASKin cosmasidir ki NEYe dustu
Yardan ayrilanin Ney gonul sesi
Perdemizi yirtti onun perdesi
Ney gibi panzehir varmidir bole
Hem uygun , hem duskun kim gordu sole
Ney hanlarla dolu yollari soyler
Ney mecnun askini hikaye eyler

Sümerce’ den Farsça’ ya geçen “ nâ ” veya “ nay ”, kamış, kargı anlamlarına da gelen bu çalgının en eski adıdır. Arap toplumunda üflemeli çalgıların hemen tümü için kullanılan “ mizmâr ” sözcüğü, (nefes borusu, ses organı anlamında) ney için de kullanılmıştır. Türkçe’ de ise hemen her zaman “ ney ” olarak anılmıştır. Çeşitli Avrupa ülkelerinde de benzer adlarla (örneğin Romanya’da “ naiu ” adıyla) adlandırılmıştır.

Farsça çalan, icrâ eden anlamına gelen “ zeden ” sözcüğünden takılanarak oluşturulan “ neyzeden ” bozularak, ney icrâcısı anlamında günümüzde de kullanılan “ neyzen ” e dönüşmüştür. Aynı anlamda Arapça kurallarına göre oluşturulan “ nâyî ” sözcüğü de kullanılmıştır.

Sümer toplumunda MÖ 5000 yıllarından itibaren kullanıldığı sanılan bu çalgıya ait elimizdeki en eski bulgu, MÖ 2800-3000 yıllarından kalan bugün Amerika’da Phledelphia Üniversitesi Müzesi’ nde sergilenen neydir. Çalgının o dönemlerde de dinsel törenlerde kullanıldığı sanılmaktadır. Assomption rahiplerinden Thibaut’ un “esrârengiz, cezbedici, tatlı ve âhenkli bir ses” diye tanımladığı ve şu şekilde şiirleştirdiği ney sadâsı, her dönemde insanları derinden etkilemiş, özellikle dinsel duyguları çağrıştırmıştır:

“ Kamışların üzerinden geçerken, Kuşları uyandırmaya korkan tatlı bir meltemin kanat çırpınışları”. Sadâsından gelen bu özellik neyi, ilişkide bulunduğu her toplumda önemli bir çalgı haline getirmiştir. Türklerin İslâmiyeti kabûl ile birlikte kullanmaya başladıkları ney, Xlll. yüzyıldan itibaren İslâm tasavvufunun sembolü haline gelmiştir. Bunda bu yüzyılda yaşamış büyük mutasavvıf, filozof , şâir ve velî Mevlânâ Celâleddin-i Rûmî ’nin rolü büyüktür.

XV. yüzyılda yaşamış bir gezgin olan Hoca Gıyaseddin Nakkaş’ ın seyahatnâmesinde kendilerine mahsus bir nota yazısı geliştirip kullandıklarını da bildiğimiz Hıtay Türkleri’ nin hâkanlık sarayında gördükleri oldukça ilginçtir:
“ Sadinfu şehrindeki hâkanlık sarayının önünde üçyüzbin kadar kadın ve erkek toplanmıştı. İkibin kadar sâzende sazlarını aynı sese düzenleyip (akord edip), hep bir ağızdan hâkana duâ ettiler. Köslerin iki yanlarında kemençe, ney, mûsikâr ve diğer sazlarla hânendeler oturmuşlardı. Neyzenlerin bazıları neyi bilindiği üzere çalıp, bazıları ortasındaki deliklerden üflüyorlardı.”

Mûsikîde çok ileri gittikleri bilinen Hıtay Türkleri’ nin neyi, Orta Asya’ da eskiden beri kullandıkları ve hatta onu tıpkı bir yan flüt gibi de üfledikleri anlaşılmaktadır.

Tarihte Nây-ı Türkî, Hoş Nây (veya Koş Ney), Kurre Nây gibi adlarla anılan bugün yapısını ve özelliklerini tam olarak bilemediğimiz ney adından türemiş pek çok çalgı bulunmaktadır. Ancak birer meydan sazı olarak kullanılan bu çalgıların bugünkü formundan çok farklı olduğunu sanıyoruz.

Ney'in Türk Tasavvuf Düşüncesindeki Yeri:
Türklerin İslâmlaşma süreci X. yüzyılda başlamıştı. İslâmiyet ile birlikte zaten toplumda var olan mistik düşünce ve anlayış islâmî bir kimliğe bürünerek, Türk tasavvuf anlayışının temellerini oluşturdu. Hoca Ahmet Yesevî, Hacı Bektâş-ı Velî ve Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî bu anlayışın Türk toplum hayatına yerleşmesini sağlamışlardı.

Türklerin İslâmiyetten önceki dinleri olan Şamanizm, Animizm ve Totemizmde de mûsikînin çok önemli rolü vardı. Bu dinlerin tümünde törenler müzik eşliğinde yapılırdı. Örneğin çoğunlukla hâkim olan Şamanizmde kam, baksı veya şaman denilen din adamları ellerinde kopuz ile dolaşır, dînî mesajlarını mûsikî yardımıyla iletirlerdi. İslâmiyette de mûsikîye karşı bir cephe mevcut değildir. İslâm Peygâmberi Hz.Muhammed, Kuran’ ın güzel sesle ve kâideye müstenîd âhenkle okunmasını öğütlemiştir. Tecvîd ve Kıraat işte bu rağbetin sonucunda doğmuştur ve mûsikî ile yakın ilişkileri vardır.

Türklerin dînî hayatlarında mûsikî her zaman yer almıştır. Özellikle tekke hayatında, âyin ve diğer dînî törenlerde (cem, zikir, deverân vs.) mûsikînin rolü büyükse de bir çok tarîkatin törenlerinde telli çalgıların yer almasına cevâz verilmemiştir. Ancak hemen hemen bütün tarîkatlerin törenlerinde bendir ile birlikte ney yer almıştır.

Bilhassa Mevlevîlikte neyin önemi çok büyüktür. Hz. Mevlânâ Mesnevî’ sine şu sözlerle başlamıştır:
“ Bişnev ez ney çün hikâyet mî küned
Ez cüdâyîhâ şikâyet mî küned
Gez neyistân tâ merâ bübrîde end
Ez nefîrem merd ü zen nâlîde end
Sîne hâhem şerha şerha ez firâk
Tâ begûyem şerh-i derd-i iştiyâk ”
“ Dinle neyden, zirâ o birşeyler anlatmada
Ayrılıklardan şikâyet etmededir.
Ney der ki: Beni kamışlıktan kopardıklarından beri,
İniltim kadın - erkek herkesi ağlattı.
Ayrılık bağrımı delik deşik eylesin,
Tâ ki aşk derdini anlatabileyim.”


Hz. Mevlânâ’ ya göre mûsikî Allah’ ın lisânıdır. Yüce yaratıcı Bezm-i Elest’ te ruhlara mûsikî ile seslenmiştir. Bu sebepten hangi milletten, hangi dilden olurlarsa olsunlar, insanlar mûsikî ile aynı duyguları paylaşabilirler. Hiçbir sanat insan rûhuna mûsikî kadar doğrudan doğruya ve içinden kavrayacak şekilde nüfûz edemez. Mûsikî, son derece değerli bir mânevî temizlenme, ferahlama ve yücelme vâsıtasıdır. Rûhu kir ve paslardan temizlediği gibi, ona batmış olan dikenleri de ayıklayarak tedâvi eder. Mûsikî ile temizlenmeyen rûh yükselemez, aksine yerdeki bayağı ihtiraslara bulaşarak kirlenir ve körelir. Gerçek mûsikî insana hayvânî hisleri hatırlatmak şöyle dursun, ona “sonsuz varlık” ı hissettirir, sezdirir. Bu sezgiyle onu O’ na yaklaştırır ve nihâyet ulaştırır. Bunda en etkili ses ise ney sadâsıdır.

Hz. Mevlânâ’ nın fesefesinde ney, “insan-ı kâmil” in (yani bir takım merhalelerden geçerek olgunlaşmış insanın) sembolüdür ve aşk derdini anlatmadadır. Benzi sararmış, içi boşalmış, bağrı dağlanarak delikler açılmış, ancak Yüce Yaratıcı’ nın üflediği nefesle hayat bulan, tıpkı insan gibi geldiği yere özlem duyan ve delik deşik olmuş sînesinden çıkan feryâd ve iniltileri ile insanlara sırlar fısıldayan bir dosttur. Bu sebeple ney, mevlevîlerce kutsanmış ve “ nây-ı şerîf ” diye anılmıştır.

“ Ney hadîs-i râh-ı pür hûn mîküned
Kıssahâ-yı ışk-ı Mecnûn mîküned ”
“ Ney, kanla dolu bir yoldan bahsetmede,

Mecnûn’ un aşkından hikâyeler anlatmadadır.”
“ Âteş-i ışkest ke’ender ney fütâd
Cûşiş-i ışkest ke’ender mey fütâd ”
“ Aşk âteşi ki neyin içine düşmüştür,
Aşk coşkunluğu ki meyin içine düşmüştür.”
“ Hem çü ney zehrî vü tiryâkî ki dîd
Hem çü ney demsâz ü müştâkî ki dîd ”
“ Ney gibi hem zehir, hem panzehir,
Ney gibi hem hemdem, hem müştâkı kim gördü? ”

16 Eylül 2012 Pazar

YAZIN EN ÇOK KONSER VEREN ŞARKICISI EMRE AYDIN



Türk Rock müziğinin güçlü ismi Emre Aydın, bu yazı en iyi değerlendiren isimlerin başında geliyor. Geçtiğimiz kış "Beni Böyle Hatırla" albümüyle müzik dünyasında yerini sağlamlaştıran Emre Aydın, yaz başında çıkardığı "Soğuk Odalar" şarkısı ile de Türkiye'nin en çok dinlenen şarkılarından birine imza attı. Haftalardır en sevilenler listesinde üst sıralarda yer alan sanatçı, konserleri ve yeni albüm çalışmalarıyla da bu yazın en çok çalışan isimlerinden biri oldu.

"Soğuk Odalar" şarkısı ile "Türkiye'nin En Çok Dinlenen" şarkılarından biri olma özelliğini haftalardır elinde tutan Emre Aydın durmak bilmiyor. Haziran ayında çıktığı Türkiye turnesinde bir ay boyunca her gün şehir şehir konser veren Emre Aydın, başarılı geçen turne sonrasında "Orhan Gencebay ile Bir Ömür" ve "Nilüfer Düetler" albümlerinde seslendireceği şarkılar için stüdyoya kapandı.

Bu yaz en çok konser veren ve en çok şarkısı dinlenen sanatçıların başında gelen Emre Aydın'ın önümüzdeki günler için alınan konser takvimi ise 18 Eylül Bilecik,19 Eylül Manisa Alaşehir, 21 Eylül İstanbul Jolly Joker.

Her bir konserinde en az 40 bin kişiye seslenen Emre Aydın, yeni yılda da yeni albümün çıkacağınında müjdesini verdi.

29 Haziran 2012 Cuma

KAZIM KOYUNCUSUZ YEDİ YIL


Karadenizli sanatçı Kazım Koyuncu aramızdan ayrılalı 7 yıl oldu. Koyuncu ölümünün 7. yılında ülkenin birçok noktasında yapılacak olan etkinliklerle anılacak.
"Ben bir müzisyenim, ondan sonra biraz Karadenizliyim, ama hepsinin ötesinde ben bir devrimciyim. Ve gerçekten doğru bildiğim bir şeyi en azından çok zorlanırsam ortaya koymaktan çekinmem" diyen Kazım Koyuncu’nun ölümünün ardından tam 7 yıl geride kaldı.

7 Kasım 1971 yılında Artvin’de doğan Kazım Koyuncu, 33 yaşında akciğer kanseri dolayısıyla hayatını kaybetmişti.

Koyuncu'nun biri ölümünün ardından olmak üzere Viya (2001), Hayde (2004), Dünyada Bir Yerdeyim (2007) adlı üç önemli albümü bulunuyor.

Twitter Delicious Facebook Digg Stumbleupon Favorites More