Pages

seyahat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
seyahat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Eylül 2012 Cumartesi

Amasranın Gezilecek Tarihi Ve Turistlik Mekanları


Denize doğru uzanmış bir burun, burnun iki yanında korunaklı birer liman görevi gören iki koy ve ana karaya bağlı ve bağımsız adaları ile eşsiz bir görsel güzelliğe sahip olan Amasra hem 3000 yıllık tarihi, yerel sanatları, ormanlık alanları , Osmanlı Hamamı, Amasra Kalesi, Kemere Köprüsü, İçkale Mescidi, Bedesten, Fatih Camii, Antik Tiyatro, Gürcüoluk Mağarası, Çekiciler Çarşısı , Kuşkayası Yol Anıtı görülmeye değer yerlerdir.Karadeniz Yat Rallisine de liman olarak ev sahipliği yapan Amasra'da yat ve teknelerin güvenli bir şekilde barınabileceği 2 liman mevcut.

Amasra Kalesi: Kale Çekiciler Çarşısı'nın orada. Kale'nin tepesinden Amasra'yı panaromik görebilir, manzarayı seyrederken çayınızı içebilirsiniz.Bizans döneminde ünlü olan buradaki tapınak, Osmanlı zamanında uzun yıllar boş kalmış ve kendiliğinden yıkılmıştır. Döşeme mozaiklerini ve temellerini ise defineciler sökmüşlerdir. Yapılan bilimsel etüdler sonucunda burasının; bir narteks ile köşe oda ve apsidlereyer verilerek orta mekana "Haç" planı sağlanmış bir kilise olduğu açıklanmıştır. Büyükada'nın, Amasra 'dan 150-200 metre kadar açıkta ve her türlü havada kolayca gidilip gelinemeyecek bir durumda olması dikkate alınınca Büyükada kilisesinin yanındaki diğer binalarla bir külliye niteliğinde ve Manastır işlevinde olduğu muhakkaktı. Adanın güney-batı eteğinden başlayıp tepeye doğru devam eden kaya basamakları da buraya ulaşıyordu.

Çekiciler Çarşısı: Amasra'da tel kırma ve ağaç oyma işleri ile ağaç el işçiliği  çok gelişmiştir.Ancak son yıllarda  dışarıdan gelenler de satılmaktadır.Bunlardan çok değişik hediyelik eşyalar bulabilirsiniz.Pazarlık yapmayı da sakın unutmayın !



Kuşkayası Yol Anıtı: Roma İmparatorluğu zamanında Tiberius Claudius Cermanicus (M.S 41-54) zamanında, Doğu Eyaletleri İnşaat Ordusu (Legion) Komutanlığı yaptıktan sonra kaydıhayat şartıyla Bithynia-Pontus Valiliğine atanan Gaius Julius Aquilla tarafından yaptırılmış karayolu dinlenme yeri ve anıtıdır.

Krateria-Amastris ara yolunun son dinlenme noktasında, Amasra'ya 4 km. mesafededir, yapıldığı zaman muhtemelen bir de anıtsal çeşmeyi kapsıyordu.Fakat sonradan bu çeşme yıkıldı ve suyu biraz aşağıda,halen Askersuyu diye bilinen yerde uzun zaman bir pınar olarak kullanılırdı.Anıt manzumesi şimdiki durumda, çok muntazam kaya dilimleri üzerine işlenmiş birbirini tamamlayan iki kitabeyi,bir insan figürü ile bir kartal figürü içeren "orta kabartma" tekniğiyle oyulmuş bir kompozisyon,oturma sedirlerini ve bir kaç kaya nişini kapsamaktadır. Tüm bunlar,yekpare kayaya oyulmuş, yol kalıntısı boyunca sıralanmıştır.260 140 cm boyutunda ve 50 cm derinliğinde kemerli bir nişin içinde kalan normal bir insan büyüklüğündeki başsız kabartmanın İmparator Claudius'a mı, yolu yaptıran Aquilla'ya mı ait olduğu bilinmiyor. Toğa giyimli vücut, hareketsiz işlenmiştir. Ayaklar da kopmuş vaziyettedir. Bu nişin sağında Toskan üslubunda kalın oyma bir sütunun başlığına bir kartal oyulmuştur. Bu Legionların sınırsız gücünü temsil etmektedir. Bir İnsan büyüklüğündeki başı kopuk kartalın sütun kaidesi 200cm yüksekliğinde 55cm çapındadır ve niş kaidesiyle aynı nizamda dört köşe bir tabana bağlıdır.

Kitabelerden ilki, insan figürünü çerçeveleyen nişin üstündeki levhada, diğeri ise kabartmalardan uzakta ve batıdadır. Her iki yazı birbirini tamamlamaktadır.

"Devletlerarası barışın ve dostluğun anısına,İmparator Cermanicus'un yüceliği için; Daha önce, İmparator Augustus tarafından ömür boyu Strategos ve iki defa da Legion komutanı atanan; Senato'da ise Consül Gabinius Secundus ile Consül Taurus Statilius'un, kendisine bir ödül verilmesi konusundaki önerileri üzerine Devlet Hazinesinden gereken izni ve ödeneği alan Gaius Julıus Aquilla, dağı yardı ve bu dinlenme yerini kendi özel ödeneği ile yaptırdı.

Kuşkayası'ndaki kitabelerden teki 1882'de G.Hirschfeld tarafından okunmuştur.Kuşkayası, Anadolu'da başka örneği bulunmayan biricik yol anıtıdır. Eni 5 metreyi bulan Roma kaya yolunun son izleri de bu anıtın önünde,yüzyıllarca kullanılmaktan hasıl olan aşınmışlığı ile görülebilmektedir.

            Amasra'ya gidipte Mendirekte ve sahilde yürüyüş yapmamak olmaz. Mendirek gezisinden hoşlanacağınızdan emin    olabilirsiniz.Yazın iki plajında ve tertemiz mendirek kıyısında denize girilebilen bu yerde deniz özleminizi doyasıya giderebilirsiniz.


Kaynak:http://amasragezi.tr.gg/Gezilecek-Yerler.htm

30 Temmuz 2012 Pazartesi

BALAYINIZI GEÇİREBİLECEĞİNİZ EN GÜZEL ADRESLER

En unutulmaz balayı için yurtdışında gidilecek yerleri araştırıyorsanız mutlaka bu destinasyonları incelemelisiniz. Hayallerinizi sadece yurt içiyle sınırlandırmayıp, evliliğe ilk adım attığınız gün dünyanın bambaşka bir köşesinde uyanmak istemez misiniz?

Peki, en romantik balayı rotalarının hangisi hayallerinizdekine daha yakın?
AŞKIN BAŞKENTİ: PARİS
Paris... Eyfel Kulesi, sanat kokan sokakları, ışıltılı bulvaları, Seine Nehri kıyısı boyunca uzanan bahçeler... Romantizmin ve aşkın başkenti Paris, tüm güzellikleriyle balayı için tercih edilen şehirlerin en başında geliyor kuşkusuz.

Balayınızı Paris’te geçirmek isterseniz, geziye nereden nasıl başlayacağınızı siz hesaplayın, ama bizden söylemesi; Eyfel Kulesi’ne çıkıp muhteşem kent manzarasını eşinizle birlikte seyretmenin tadına mutlaka varın!

Ünlü Champs Elysees Bulvarı’na gidin. Önce biraz yürüyüp bohem atmosferin tadına varın, sonra da en beğendiğiniz mekanda romantik bir akşam yemeği yiyin.
MİSTİK BİR BALAYI: MARAKEŞ
Atlas Dağları’nın eteklerinde uzanan Fas’ın başkenti Marakeş, daracık sokakları, çarşıları, saraylarıyla baş döndürücü güzellikte. Tercihinizi mistik bir balayından yana kullanacaksanız Marakeş’e çevirin rotanızı.

Djemaa el-Fna Meydanı’nın mahşeri kalabalığı, kobra oynatıcıları, dansçıları, müzisyenleri ile karnaval havasında geçen gündelik hayatın içine karışın. Onlarca çeşit ürün arasından alışveriş yapmanın, belki de aşk iksirlerinden almanın unutulmaz tarafı da olur sizin için, kim bilir!

Uzun yıllar Fransız sömürgesi olan Fas, Fransız restoranları açısından oldukça zengin. Bu özel tatili, romantik bir balayı yemeği ile taçlandırmak da hakkınız!

EGZOTİK BİR BALAYI: MAURİTUS
Portekizliler’in "kuğu adası" adını verdikleri, hindistan cevizi ağaçlarıyla kaplı bu küçük cennet, şeker kamışı tarlaları, muhteşem kumsallarıyla balayını okyanus üzerinde geçirmek isteyenlere unutulmaz bir tatil fırsatı sunuyor.

Rom kokulu sokaklarda el ele yürüyüşler yapıp, sömürgelik yıllarından kalma Afrika, Hint ve Fransız mutfaklarından örnekler sunan restoranlarda lezzet keşfine çıkabileceğiniz Mauritius’ta, egzotik masaj deneyimini de yaşayabilirsiniz.

ISSIZ BİR ADA: MALDİVLER
Hint Okyanusu'nda inci gibi dizilen Maldiv adaları, romantizm arayışındaki balayı çiftlerinin vazgeçilmez adresi.

Hindistan'ın güneyinde ve Sri Lanka'nın yaklaşık 700 kilometre güneybatısındaki Maldivler, 26 mercan adasının etrafını çevrelediği 1200 civarında büyüklü küçüklü adacıktan oluşuyor.

Burada botla sabah bırakılıp akşam alınabileceğiniz ıssız adalardan birine yolculuk edebilir; upuzun, beyaz kumsallarda, bir palmiye gölgesinin altında eşinizle baş başa vakit geçirebilirsiniz. Maldivler etkileyici güzellikte sahilleri ve tesisleri ile size sorunsuz bir balayı geçirtecek adreslerden.

AŞIKLAR ŞEHRİ: VENEDİK
Her ayrıntısıyla romantizmi çağrıştıran, dünya üstünde görebileceğiniz en sihirli mekanlardan biri Venedik.

Denizin ortasına kondurulmuş muhteşem yapılardan oluşan ve yüzyıllara meydan okurcasına günümüze kadar gelen bu güzel şehir, aynı zamanda aşıklar şehri diye de biliniyor.

Tercihinizi “aşıklar şehri”nden yana kullanacaksanız, burada göreceğiniz her şey sizi kentin romantik atmosferiyle kucaklaştıracak, emin olun. Eşinizle yapacağınız gondol sefasının tadını da hiç unutmayacaksınız.

ÇÖLDE BALAYI: DUBAİ
Dubai... Renkli ve konforlu bir balayının en doğru adresi burası. Para harcamaktan korkmayacağınız bir balayı geçirmeyi göze alıyorsanız, bu lüks ve şık çöl metropolünün size sunacağı imkanlardan sonuna kadar yararlanabilirsiniz.

Lüks otellerde konaklayıp dünyanın en ünlü markalarına ait kıyafetleri ucuza bulabileceğiniz mağazalarda eşinizle birlikte alışveriş yapabilirsiniz.

Deniz, güneş ve palmiye ağaçlarını bir arada bulabileceğiniz plajlarda vakit geçirmek, şık restoranlarda yemek yemek ve gece kulüplerinde doyasıya eğlenmek, Dubai tatilinin size vaat ettikleri...

HEM ROMANTİZM, HEM EĞLENCE: DUBROVNİK
Henüz doğallığını koruyan, farklı bir yer arayanlara Dubrovnik... Hırvatistan’ın Adriyatik Denizi sahilinde bulunan Dubrovnik, balayında romantizmin yanı sıra sanat ve eğlence arayanlara da hitap ediyor.

Balayı rotanız Dubrovnik’e yönelirse, kenttekilerin en yoğun bulunduğu Stradun Caddesi’nin ara sokaklarında ilginç yerler keşfetmek için gezintiye çıkabilir, şehre en yakın plaj olan Banje’de sahilin tadını çıkarabilirsiniz.

Özellikle ağustos ayında çıkacaksanız balayına, Dubrovnik, yaz festivaliyle eğlencenin doruklarına ulaşma fırsatı veriyor.
ZÜMRÜT SULARININ ÜZERİ: PHUKET ADASI
Tayland'ın en büyük adası olan Phuket, Andaman Denizi'nin zümrüt sularına bakan eşsiz doğasıyla cennetten bir parça gibi adeta.

Muhteşem koylar ve palmiye ağaçları ile süslü beyaz kumsallar, lezzetli deniz ürünleri, tropikal bitki örtüsü...

Unutulmayacak bir balayının birbirinden güzel ayrıntıları... Tropik iklimi sayesinde yıl boyu sıcak olan ada, gece hayatı ve tabii Thai masajıyla da ünlü.

21 Temmuz 2012 Cumartesi

TÜRKİYENİN GİZLİ CENNET KÖŞELERİ


Kelebekler Vadisi: 
Adını rengarenk kelebeklerden alan vadi bir doğa harikası. “Doğayı iliklerime kadar hissetmek istiyorum, kentin bütün konformizmi benden uzak dursun” diyenlerdenseniz, Kelebekler Vadisi tam size göre. Ölüdeniz'den 3-4 mil uzaklıkta, etrafı 350 metre yükseklikte dağlarla çevrili bu ilginç kanyon adını, temmuz-eylül ayları arasında görülen “Jarsey Tiger” türü kelebeklerden almış. Duvarlarının cennete dokunduğu söylenen Kelebekler Vadisi, dik ve derin bir vadi tabanındaki 10 hektarlık düzlükte yayılıyor. Vadiye karadan tek iniş yolu var. İkinci alternatif de meşhur patikasından veya deniz yoluyla gelmek. Vadi, tam deniz seviyesinde. Burası, kelebeklerin yaklaşık tamamının bir arada bulunduğu bir açık hava müzesi gibi. “Arctidae” familyasının en güzel üyelerinden “kaplan kelebeği” cinsinin yüzlerce kelebekle koloni halinde bulunması (özellikle haziran ve ekim aylarında) izleyenleri hayran bırakıyor.
Vadide kış mevsiminin sonundan itibaren 9-10 ay süreyle, kelebeklerin yaşam sürecini izlemek mümkün. Bu açık müzede şimdilik yaklaşık 35 adet gündüz, 40 adet de gece kelebeği saptanmış.
Yaz-kış akan küçük şelale, geniş kumsal, tertemiz deniz, pırıl pırıl çakıl taşları ve çevreyi süsleyen pembe zakkum çiçekleri ile küçük bir yeryüzü cenneti olan koy, dünya gezginlerinin buluşma yeri. Kelebek Vadisi’ni çok az kişi biliyor. Vadiye, Fethiye-Ölüdeniz’den 30 dakikalık bir yolculukla ulaşılıyor. Bu yolculuğun sonunda sizi Akdeniz’in turkuaz rengi ile yeşilin kaynaştığı sessiz bir sahil bekliyor. Sahildeki tek yapı, vadi konuklarının yemek ve içecek ihtiyaçlarını karşılamak üzere kurulmuş ahşap bir restoran. Bu restoran, vadide çadırlı kamp alanı, yeme-içme, bar, roof, duş ve kabin gibi olanaklar sunuyor.
Vadiye adını veren kelebeklere ulaşmak için otlar, böcekler ve kelebekler arasında zorlu bir yolculuk yapmalısınız. Pırıl pırıl akan şelale altında sonu duş alarak biten yolculuk, sizi rüya alemine sürüklüyor.
Saklıkent
Saklıkent, 18 kilometre uzunluğunda, yüksekliği yer yer 600 metreyi bulan benzersiz kanyonun içerisine gizlenmiş bir doğa harikası. Fethiye’ye 50 kilometre uzaklıkta, Kayadibi köyü sınırları içinde, Eşen Çayı’nın bir kolu üzerinde yer alıyor. Dimdik sarp kayalıkları, çınar ağaçları, pırıl pırıl akan coşkulu kaynak suları ile, doğa tutkunları için dağcılık, yürüyüş, yüzme olanakları sunan eşsiz bir turizm merkezi Saklıkent.
Saklıkent’e Fethiye-Antalya karayolundan, Kemer ilçesi yönünde ayrılarak ulaşılıyor. Sapaktan 13 kilometre ilerleyince önce Tlos, 21 kilometre sonra ise Saklıkent çıkıyor karşınıza. Saklıkent yolu üzerinde sağlı sollu çok sayıda kır gazinosu var. Kayadibi köyünden kanyonun girişine çıkılıyor. Eşen Çayı, kanyonun 100 metre içinde neredeyse patlayarak yeryüzüne çıkıyor. Çay, yaz-kış öylesine deli gibi akıyor ki, akıntıya karşı ilerlemek mümkün olmuyor. Çayın üzerinde kanyon duvarına tutturulmuş tahta iskeleler kurulu. İskeleden tek sıra halinde ilerliyor ve çayın patladığı yere ulaşıyorsunuz. İşte tam bu noktadan sonra, her 10 metrede değişik bir yapı sergileyen gizemli kanyonun derinliklerine doğru yol alıyorsunuz. Bazen çatlak iyice daralıyor, hatta gökyüzü görünmez oluyor. Zeminde çamur rengi sular, yer yer odacıklar ve kademeli yükseklikler, 18 kilometre boyunca sürüyor. Çayın sonuna ulaşırsanız, ki bu pek kolay değil, karşınıza çıkan restoranda dinlenmek ayrı bir keyif veriyor.
Adrasan
Antalya'nın batısında yer alan Adrasan’a ulaşmak için Olympos-Adrasan ayrımından 18 km. daha gitmeniz gerekli. Yol sizi önce Adrasan'a, 4 km. sonra da Adrasan Koyu'na ulaştırır. Eski adıyla Adrasan yeni adıyla Çavuşköy, 2 kilometre uzunluğundaki kumsalıyla tatilcilerin akın ettiği bir turizm merkezi. Adrasan, yerli köy halkının turizm yaptığı ender yerlerden biri. Tesislerin yüzde 80’ini Çavuşköyü sakinleri işletiyor. Bu tesislerde kaldığınızda kendinizi birkaç gün içinde aileden biri gibi hissetmeye başlıyorsunuz.

Adrasan’ın denizi sığ olduğundan yüzme bilmeyenler ve çocuklar için çok uygun. Su içinde yüzerken minik balıkların vücudunuza dokunduğunu hissedebilirsiniz. Adrasan sahilinin sığ oluşu nedeniyle koy, kış aylarında fırtınaya yakalanan gemilere barınak oluyor. Gezi tekneleri Adrasan’dan çevredeki koylara günübirlik turlar düzenliyorlar. Adrasan’a 1 saat uzaklıktaki Suluada, Sazak ve Ceneviz koyları teknelerin uğrak yerleri. Yörenin yerlileri Suluada’dan çıkan suyun aç karnına içildiğinde böbrek taşlarını düşürdüğünü iddia ediyor. Adanın batısında mozaik görünümlü siyah ve beyaz taşlarla bezeli kumsalda denize girebilirsiniz. Kuzeydeki Sazak limanı da suyuyla tanınıyor. Sazak’ın suyunun da şifalı olduğu söyleniyor. Sazak limanı doğal bir havuzu andırıyor.

Yöre, Helenistik çağdan izler taşımakta. Yıllarca sit alan olması nedeniyle beton yığınına dönüşmeyen beldede sörf, su kayağı gibi aktiviteleri gerçekleştirebilirsiniz. Adrasan koyunun 25 metre sualtı görüş mesafesinin olması, balıkadamları yöreye çekiyor. 53 balık çeşidinin bir arada yaşadığı Adrasan’da en sık rastlanan balıklar orfoz, lağos, mercan, sinarit, ıskaroz, sarıgöz, akya, çipura ve kefal.
Bozburun
Bozburun’dan Hisarönü körfezine doğru dönüşe geçenlerin karşısına Söğüt köyü çıkıyor. Deniz ve çam kokulu rüzgârın yoğun olarak hissedildiği tepedeki manzara gerçekten iç açıcı. Burada Taşlıca, Bozukkale, Serçe limanı, Asardibi, Kızılkayalar gibi mevkiler ve Yunanistan’ın Sömbeki (Simmi) adasının silüeti de görüş açısında bulunuyor. Eski adı Saranda olan Söğüt ve çevresi, deniz ürünleri konusunda çok zengin.

Orhaniye
Her açıdan ve her yükseklikten bambaşka güzellikler sergileyen Orhaniye, günün ilk saatlerinde çarşaf gibi düz bir denize sahip. Baybassos antik kenti eteklerindeki Orhaniye Köyü, denize dil gibi uzanan kırmızı kumuyla ve koyun ortasında yer alan kaleli Şövalye adasıyla ünlü. Orhaniye Koyu içinde kırmızı ve iri taneli kumlardan oluşan bir set, kıyıdan itibaren denizin açıklarına doğru dil gibi uzanıyor. Gel-git olaylarında bir görünüp bir kaybolan bu kum set sular yükselse de yöreye gelen turistlerin su içinde bile yürümelerine olanak tanıyor.

Bördübet
Yıllar önce bu koyda saklanan İngiliz askerlerinin “Kuş Yatağı” anlamına gelen “Bird the bed” dedikleri Bördübet, dağ güvercini, saka, bülbül, balıkçıl kuşlar, atmaca ve daha birçok kuş çeşidiyle bu adın hakkını veriyor. Marmaris’in Reşadiye yarımadasında yer alan Bördübet Koyu, Hisarönü Köyüne bağlı küçük bir tatil yöresi. Yarımadanın Gökova körfezine bakan yüzünde yer alan ve sık ormanlarla çevrili olan Bördübet, yöredeki bir çok koy gibi eşsiz bir doğaya sahip. En önemli özelliği ise 200 metre eninde ve 600 metre uzunluğunda bir kanal aracılığıyla sık çam ormanının içine giren denizi.

Twitter Delicious Facebook Digg Stumbleupon Favorites More